5 Nisan 2015 Pazar
Koku, Açıklanamaz Bir Şekilde
Patrick Süskind ile tanışmamı sağlayan kitap olan Koku, muhtemelen birçoğumuz için de aynı özelliği taşıyor. Gerçi "Patrick Süskind" ismi hala fransız gelse de bana dili gerçekten fransız... Belki de çok Fransız yazar tanımadığımdan, bir Jean Baptiste bir Marcel Proust bekliyorum, mazur görün. Kitabı okumaya başladıktan sonra ilk 10 dakika karnımda kelebekler uçuştu, sevgilisiyle mesajlaşan liseli aşıklar gibi baktım kitabın sayfalarına, mükemmel bir başlangıç yapmış, belki şimdiye kadar okuduklarımın en iyisi. Üslubunu okuyacağım sanırım demeye başlamıştım ki konu kokmaya başladı, buram buram hem de. Bir yapıtın, insan da dahil, her yönden mükemmel olmasını kabullenemeyen yapımızdan dolayı önyargıyla yaklaştım başta biraz, konusu güzelse dili kötüleşecektir illa dedim ama son beş sayfaya geldiğimde iç burukluğu yaşadım. Eleştiriden çok hayran yazısı gibi oldu bu, kötü bir şeyler de mi söylemem lazım, peki. Kapak tasarımı yakışmıyor Koku'ya, Can bunun için bir şeyler yapmalı, Kafka'ya ya da Marquez'e yaptıkları gibi..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
